Kocam Doğumdan Önce Tatile Gitti

“Arkadaşlarımla tatildeydim.”

Hasan Bey birkaç saniye sustu.

“Ben sen doğarken hastanenin koridorunda yirmi saat bekledim,” dedi. “Doktor bana ‘Anneni kaybedebiliriz’ dediğinde dizlerimin bağı çözülmüştü.”

Sonra oğlunun gözlerinin içine baktı.

“Sen ise karının hayatının en zor gününde kokteyl içmeyi seçtin.”

Kaan’ın gözleri doldu.

“Baba… Hata yaptım.”

Hasan Bey’in yüzü sertleşti.

“Hata mı?”

Sesi ilk kez yükselmişti.

“Hata, eve ekmek almayı unutursun. Hata, yıldönümünü unutursun. Sen aileni yalnız bıraktın. Bunun adı hata değil.”

O ana kadar sessizce onları izliyordum.

Kaan bana döndü.

“Ne olur, bir şey söyle.”

Derin bir nefes aldım.

“Doğum sancılarım başladığında yanımda annem vardı.”

Kaan başını eğdi.

“Ameliyathaneye girerken elimi annem tuttu.”

Sessiz kaldı.

“Kızlarımızın ilk ağlayışını annem duydu.”

Kaan’ın gözlerinden yaşlar süzülmeye başladı.

“Ben hastanede yürümeye çalışırken sen deniz kenarında fotoğraf paylaşıyordun.”

Telefonumu elime aldım.

Sosyal medya hesabındaki fotoğrafları tek tek açtım.

Birinde elinde içecekle gülümsüyordu.

Bir diğerinde tekne turundaydı.

Başka bir paylaşımında ise şu sözler yazıyordu:

“Hayat kısa, tadını çıkar.”

Telefonu görünce yüzü kızardı.

“Bunları paylaşmamalıydım.”

“Hayır.”

Şaşkınlıkla yüzüme baktı.

“Paylaşmaman değildi mesele.”

“Ya neydi?”

“Yapmaman gerekiyordu.”

Bu sözümün ardından odada yine sessizlik oldu.

Hasan Bey montunu aldı ve kapıya yöneldi.

Tam çıkacakken oğluna son kez baktı.

“Bugün senden utanıyorum.”

Kapı kapandı.

Kaan olduğu yerde kaldı.

İlk kez gerçekten yalnız görünüyordu.

Koltuğa çöktü ve dakikalarca hiçbir şey söylemedi.

Sonra ağlamaya başladı.

Hayatım boyunca onu hiç böyle görmemiştim.

“Haklısınız,” dedi titreyen bir sesle.

“Her konuda haklısınız.”

Bir süre sonra yanıma geldi.

“Ne olur bana bir şans daha ver.”

Başımı iki yana salladım.

“Şans istemek kolay.”

“Gerekirse her şeyi yaparım.”

“Gerçekten mi?”

“Evet.”

“Öyleyse önce baba ol.”

Şaşkınlıkla yüzüme baktı.

Beşikte uyuyan kızlarımızı gösterdim.

“Baba olmak sadece nüfus cüzdanında yazan bir unvan değil.”

Bir an durdum.

“Onlar seni tanımıyor.”

Bu cümle onu derinden sarstı.

O gece ilk kez kızlarımızı kucağına aldı.

Nasıl tutacağını bile bilmiyordu.

Altlarını nasıl değiştireceğini, biberonlarını nasıl hazırlayacağını, gazlarını nasıl çıkaracağını bilmiyordu.

Çünkü bütün bunların hiçbirinde yanımızda olmamıştı.

Annem ona tek tek her şeyi öğretti.

İlk birkaç gün sürekli hata yaptı.

Ama bu kez kaçmadı.

Gece boyunca kızlarımız ağladığında onları kucağına alan kişi Kaan oldu.

Ben dinlenirken beşiklerini salladı.

Doktor kontrollerine bizimle geldi.

Günler geçtikçe gerçekten değişmeye başladı.

Telefonunu daha az eline alıyor, eve daha erken geliyor, arkadaş buluşmalarını erteliyordu.

Bir akşam yanıma oturdu.

“Biliyor musun?” dedi.

“Neyi?”

“Tatilde geçirdiğim dört günün hayatımın en keyifli günleri olduğunu sanıyordum.”

Gülümsedim.

“Şimdi anlıyorum ki kızlarımla geçirdiğim bir saat bile o dört günden daha değerliymiş.”

İlk kez sözlerinde samimiyet hissettim.

Aylar geçti.

Ama güvenim bir gecede geri gelmedi.

Bunun için zamana ihtiyacım vardı.

Kaan da bunu kabul etti.

Beni zorlamadı.

Sadece her gün davranışlarıyla değiştiğini göstermeye devam etti.

İlk doğum günlerinde kızlarımız pastanın kremasını yüzlerine bulaştırırken hep birlikte kahkahalar attık.

O gün Kaan sessizce yanıma geldi.

“Teşekkür ederim,” dedi.

“Ne için?”

“O gün babamı eve çağırdığın için.”

Şaşırdım.

“Ben o gün seni cezalandırdığını sanıyordum.”

Başını iki yana salladı.

“Geriye dönüp baktığımda anlıyorum ki aslında beni uyandırmışsın.”

Elimi tuttu.

“Ailemi kaybetmeden önce kendime gelmemi sağladın.”

Bir süre sustu.

“İkinci şansı hak etmek için her gün çalışacağım.”

O an geleceğin ne getireceğini elbette bilmiyordum.

Kimse bilmiyordu.

Ama ikimiz de bir gerçeği öğrenmiştik:

Bir aileyi ayakta tutan şey büyük sözler, pahalı hediyeler ya da verilen sözler değildi.

Asıl mesele, hayatın en zor gününde birbirinin yanında kalabilmekti.

Kaan bunu çok acı bir bedel ödeyerek öğrenmişti.

Leave comment

Your email address will not be published. Required fields are marked with *.